Ana Sayfa » Yaşam

bluto, 17.11.2009

yardırdım

+ Yardım ister misiniz?
- İstemem, sağol.

Şimdi bu minicik diyaloğu biraz inceleyelim;

Soru sıradan, kibar, sizli-bizli insancıl bir çağrı. Cevap metinde göründüğü kadar sinirli-kaba olmayan, fakat olması gereken-beklenen kadar kibar olmayan bi reddediş.

Şimdi olaydaki kişileri anlatalım;
Konur sokakta yürüyen, sakalsız, sıradan iki erkek ve önlerinde yüzünü bile görmedikleri, elindeki ağır olduğu çok belli olan çantayla boğuşan, -önemle vurguluyorum- "askerden yeni gelmiş kimseleri bile durduk yere etkileyemeyecek normallikte giyinmiş" bi kız-kadın.

Diyaloğun kahramanları;
+ Sıradan erkeklerden reddedileceğini bile bile insanlık yapmak isteyeni.
- Dişi şahıs. (yaşı belirlenemediği için dişi, art niyet yok)

Zaman;
Akşam saat 7:30 civarı, Kasım ayı.

+ kişisinin - kişisini görüp soruyu sorduğu ana kadar aklından geçenler;
[...o çantanın ne alakasız bi rengi var öyle be yazık ya taşıyamıyo da. Oha öteki elinde de bilgisayar mı ne var. Fatih unutma dediklerini şimdi başka bişeye konsantre oldum. E şimdi gitcem, "taşıyalım biz çantanı, valla herhangi bir yavşama söz konusu değil yüzünü bile görmedim, arkadan da herhangi bir tahrik unsuru söz konusu değil, zaten konur'un altına kadar gitcez, oradan sonrasına karışmayız, yolda ağzımızı bile açmayız istersen çünkü bu yardım talebinin altında bi bokluk aradığını biliyorum, bak bu kadarını babama yapmam" diyecem, bu sefer ters psikolojiyle iyi insan ayağına yavşadığımı düşünecek. Çünkü karşılıksız bişey görmemiş ki hayatında. Saati soran "meseneni versene" demiş; adres soran seni dinlememiş, "izlemiş"; otobüste yanına oturan indiğin durağı aklında tutmuş, çantanı taşıyan peşinden 2 sene koşmuş... Sen ne yapmışsın, "sokakta görüp kalbimi yerinden oynatmayacak kadar yakışıklı olmayan erkekler" = sapık deyip en insanına bile aynı muameleyi yapmışsın. Hem kendimi korurum, hem ulaşılamaz olurum. Ulan kendini koruyacak ne var şurda, Konur'un göbeğindeyiz ne yapabilirim sana? Çantanı taşıdım diye "feysbuk'a ekleyim mi seni?" diye soracak bi tipim var mı? Sormam, yaparım zaten :) Nagehan yaktın beni, masumluğumu kanıtlayamıyorum. Hayır sonra gerçekten yavşayacağımız zaman yapamıyoruz işte elimize yüzümüze bulaştırıyoruz. Çünkü masum olduğumuzda rol yapıyoruz, rol yapmamız gereken zaman-yavşayacağımız zaman normal oluyoruz. (yavşamak da olmuyo ama diğer fiiller de tam karşılamıyo eylemi.) Güzelsin diye adres bile soramıyoruz sonra. 4 sene aynı duraktan otobüse binmemize rağmen kasım kasım kasılıyoruz "ulan kız güzel şimdi günaydını bile yanlış anlayacak kesin" diye. Çünkü sanıyosun ki; günaydın = "çok güzelsin tanışalım", "senin günaydının" = "sen de ne tatlı çocuksun öyle ya". Öyle olduğu zamanlar oluyo muhakkak, ama sen "sana günaydın demek senden hoşlandım anlamına gelmez" izlenimini veremeyeceğine emin olduklarını diğerlerinden ayırt edemiyosan, o tipleri savuşturacak kadar kendine güvenemiyosan, duraktaki herkese öyle nemrut nemrut bakarsın. Kimse de önyargıların yüzünden, "bi günaydın dedik adımız askıntı oluyo ya çıktı arkadaş" cümlesini kurmak istemez. Ama bugün, şu an, şu saniye alacağım cevaptan %100 emin olsam da; belki bir Kenan İmirzalıoğlu'nun, bir yürek acıtan yakışıklının soruyu sorması halinde cevabın değişebilirliğinin gözden geçirileceğini düşünsem de, içimde kalmayacak, insanlık onuru için!!..] :

+ "YARDIM İSTER MİSİNİZ?"
- İstemem, sağol. (Zaten canım çıktı bi de senle mi uğraşcam be gerizekalı!)