nostaljik karışık
Jukalemun, ben aşık oluyorum. Ve hala ne olduğunu bilmiyorum;
Birdenbire başladı herşey, ansızın bitti. Aslında hiç başlamadan bitti. Ya da hiç başlamadı ve hiç bitmedi...
Son zamanlarda, cevap veremediğim sorular soruyorum kendime. Tatmin etmeyen cevaplar verdiklerimden sonra, sorar sormaz unutmak istediklerimden önce.
Rüyalar görüyorum uyanınca ağlatan. Uyandırmayanlardan sonra, hatırlayamadıklarımdan önce.
Değişiyorum. "O"ndan önce, "O"ndan sonra.
Hayaller kuruyorum mantıksızca. İmkansızlardan sonra, imkansızlardan önce.
İkizini bekleyen parantezim yazı ortasında. Unutulmuş, kapatılmamış.. 7'den sonra, 9'dan önce.
Cevap veremediğim sorular soruyorum kendime son zamanlarda, tatmin etmeyen cevaplar verdiklerimden sonra, sorar sormaz
unutmak istediklerimden önce. Ve hepsinden önce ve sonra ve aynı anda; "Ekmek yer misin?"
Kelimeler kifayetsizmiş hakikaten. Bi yer var mı bilmiyorum, ama ben de; "anlatamıyorum". Senden önce de, senden sonra da.
Otobüste bana "ekmek yer misin?" diye sordu. "Bir daha bu şekilde karşıma çıkma!" dedikten sonra, içimi yakan "hoşçakal"dan önce...
Sonra...
-----------------------------------------------------------------------------------------
Böyle saçma şeyler yazacak kadar aşıktım bundan tam 1 yıl önce. 19 Nisan 2008'de, Odtü'nün o üst geçidinde ne elim tutuyodu ne ayağım. Şimdi yayılmışım yatağa, sırf uzun süredir duygusal anlar yaşamadığım için tekrardan hatırlatıyorum kendime o günleri. Kampüsteki, duraktaki, otobüsteki hallerimi; uzun bekleyişimi, mesajlaşmaları, konuşmaları ve son olarak buluşmamızı. Buluştuk, basket oynadık, güldük eğlendik. Sonra yine ağlama günleri başladı. Kendime gelmem yine uzun sürdü, yine geceleri uyumadım, uyuyunca uyanmak istemedim...
365 gün geçmiş; mutluyum, huzurluyum, sabahları uyanıyorum (azıcık mecburi), geceleri geç de olsa yatıyorum, aylardır ağlamıyorum. Peki niye özlenir ki o günler?
Yorumlar (3):