elmalı şıpsevdi
Sütün son kullanma tarihinde onun doğum gününü görüp ağlamaktır heralde aşk dedikleri. "Daha 8 ay varmış içiyim" deseydik ne anlamı kalırdı ki o sütün. Sek süt işte. Ama kıyamamaktır işte, içememektir. Kötü şeyler bunlar günlük süt almak lazım, bu sürprizi daha normal karşılarız en azından azından, (zaten 2 gün sonra doğum günü di mi?) hem daha ucuz..
Fizik kanunudur belki de; yerçekimi kuvveti gibi bişeydir mesela. Çok güçlü, tek taraflı, kararlı ve "yerin dibine" doğru bi kuvvettir. Ya da kaldırma kuvveti gibi nispeten zayıf, yine tek taraflı ama bu sefer yukarılara doğru, havalara doğru. Öylesi pek güzel değil, nasıl inilir sonra yukarılardan. İnsanlar yüksekten korkar zaten genelde. Acaba etki-tepki kuvveti gibi oluyo mu ki?
Durduk yere içinde dolaşan kuyruklu yıldıza benzer birşey var ya, o mu yoksa? Karnından başlar aynı anda saçlara ve ayak parmaklarına doğru heryeri yakarak geçer gider ya hani, böyle için titrer, miden boşalır, nasıl desem bilemedim ki, boşver bu da değil demek ki...
Buzlu suyun son yudumu gibi bişey. İçerken gözünü kapatıp, kafanı arkaya sallarsın. Çok güzel ama geçiyor o soğukluk hemen. Yine de unutulmuyor içilen buzlu sular, zaten sürekli içilmiyor buzlu su, hele ki son damlası.
Keçiboynuzuna da çok benziyo. Bi ton odun yiyorsun ama değiyor, keçiboynuzu çok tatlı, hem enerji veriyor, hem çekirdeklerini tükürürsün mesela uzaklara, eğlenceli..
Basket-faul gibi, zor ama kıymetli, ateşleyici, mutluluk verici...
Nutella misali; sürdükçe süresi geliyor. Biten kavonozuna da annen yaprak sarması koyar, öğretmenine götürürsün.
Hastalıktan sonra alınan ilk duş gibi. Tepeden tırnağa temizler, rahatlatır, yeniler.. Ama iyi kurulanıp sıcak bi yerde biraz oturman lazım, iyice üşütürsün yoksa.
İlkokulda çok istediğim garip bi kalem vardı. Plastik bi silindirin içinde birsürü kalem ucu. Birinin ucu azaldığında onu en arkaya takardın, sıradaki aşağı inerdi. Almadı babam. Ama benziyo de mi?
Gol attıktan sonra yüzük parmağını öpmek gibi. Barcelona'ya gol atıyosun mesela, aklına ilk gelen şey, kalbindeki kelepçenin parmağındaki 12 ayar hali.
"O"nun ismini telefonda başlara bi yerlere kaydetmek ki uyurken falan yanlışlıkla arama ihtimalini arttırmak. Böyle de saçma bişey işte.
Bazı apartmanları, sokakları, taksi duraklarını, turizm şirketlerini daha çok sevmek; "nedensiz" yere.
Uyuyamamak, uyanamamak, konuşamamak, susamamak, mutlu olmak, umutlu olmak, gülmek, ağlamak... Çok garip bişey. Elmalı şıpsevdi gibi. Çok tatlı, ama ağzına sakız yapmamak lazım...
Yorumlar (1):