geçen yaz ne yaptığını biliyorum
nefes alamıyorum.
- kafanı yere daya, şööyle kapıya doğru bak.
- ne düşürmüş?
- volkmeninin kulaklığının pilasitiğini.
- sen o kulaklığı burda çıkardıydın, burda oynuyodun..
oyunuyodun ne demek len? yakışıyo mu güvenlik görevlisine?
biyolojik saatimin değişmesiyle birlikte hayatımın altüst olması ve bunun sonucunda gelen stresten mi, burnumdaki yaradan mı, yoksa küresel sıcaklardan mı, bilmiyorum. bugünlerde pek nefes alamıyorum. daha doğrusu, aldığım nefeslerden pek verim alamıyorum.
metro görünmeye başladığında, önüne atlama ihtimalim, önüne iteklenme ihtimalim ve başkasını önüne itekleme ihtimalim üzerine hesaplar yapıyorum.
otobüsün gölge tarafının bile faydası yok, her seferinde pişiyorum. hande yener dinliyorum, "yanmam lazım" falan diyor.
hande yener tekno yapıyormuş, kendini çok geliştirmişmiş. kendinden çok hazzetmem ama, son albümü hoşuma gitti.
tori amos'un "american doll posse" albümünü de beğendim, eğlenceli.
metallica, live earth'de söyledi, ntv'den izledim. "never cared for what they do" kısmında coşamadılar.. detone olmak değil de, umursamazlık gibi. çok kırıldım.
sanki metallica'dan çok anlıyosun! belki adamların canlı performans anlayışı öyle, belki yorulmuşlar, belki ortam müsait değil... ne bileyim ben? ne bileyim ben dediysem, mfö bestesiyle değil, gökhan özen bestesiyle.
küresel ısınma eskiden bu kadar konuşulmuyordu, daha fantastik bişeydi. belki de eskiden etkisini o kadar hissettirmiyordu.
"dünya zıplama günü" diye bişey varmış. altı yüz milyon insan aynı anda zıplayarak dünyanın yörüngesini değiştirecek, böylece küresel ısınma önlenecekmiş. oldu mu? olmadı.
After analysis of all major seismographic and satelite data we have to conclude that the World Jump on the 20 July 2006 at 11.39.13 GMT has not caused any permanent changes in the orbital positioning or rotation of the planet earth.
sağlık olsun. gece pencere açmak da yarmıyor artık, ama o pencere sabah açık kalırsa hasta ediyor.
burada insanlar çalışmıyor. sıcaklardan olduğunu sanmıyorum. 8 saatlik mesaide en fazla 4 saat. perşembe günü iş gelirse "pazartesi yaparım" deniyor, cuma diye bişey yok! müdür gelip de dese ki; arkadaşlar, bundan sonra saat 2'de paydos, ama sağlam çalışın...
hadi canım. bu sefer iki saat bile çalışmazlar.
çıkışta sordum, bulamamışlar volkmenimin kulaklığının pilastiğini. hava sıcak, bunaldım. otobüs durağına yönelip hızlı hızlı yürümeye başlamıştım ki, birden yüzüme doğru serin bir rüzgar esti.
uzun zamandır hiç bu kadar mutlu olmamıştım.
yalancı...
Yorumlar (1):