Ana Sayfa » Edebiyat

bluto, 04.06.2007

kırılan dişime

Sarı kalsaydın keşke. Tartarlı, çürük, güçsüz kalsaydın, hatta kanasaydın hergün, ağrısaydın. Zeytin koyardım geçerdi öyle değil mi? Hadi kalmayı geçtik kaybetmeseydim de hatıram olsaydın, belki boynuma asardım.

Yerini doldurmaya çalışan bembeyaz yapmacık kardeşin elinden geleni yapıyo. Ama yandan çok kötü duruyo gerçekten. Zaten bi porselenden ne beklersin ki. Bembeyaz belki ama fazla beyaz. Gereğinden fazla iyi insanlar gibi dışlanmak zorunda. Acaba yandan kötü görünmesinin sebebi de mi bu? Belki de siz fazla "inik"siniz, o çıkık değil de..

İçinde senden bi parça taşıyo. Mirasın hala bende. Belki de onun için bütün bu kuma getirmeler falan. Senden kalan son parçayı saklamak için. Fazlasını hakediyosun, elmacık kemiğim için kırılmayı, karnıyarık yüzü görmemeyi göze aldın, çekirdek darbeleri yerine top sektirişleri hissetmeyi göze aldığın gibi. Birinin çamurlu ayaklarıyla sana basıp olmadık yerlere taşınmayı. Hele botun arasına girmek en kötüsü. Izgarada temizlenmek. Hiçbiri olmadıysa çürüyüp gitmek.

Keşke ağzımda çürüseydin, güneş yerine portakallı olips çürütseydi seni. Apse yapsaydın, kanal tedavisi olmak isteseydin, küçücük bi yerden çatlayıp sızım sızım sızlasaydın da, kırılıp terketmeseydin ağzımdaki evini. Ama gittin işte, belki seninle fındık kırmaya çalışmama, seni fazla fırçalamadığıma bozuldun, belki ön dişlerle bi problemin oldu, belki dişetiyle tartıştın, belki de sadece elmacık kemiği için.. Kimbilir belki de bu bi intihardı gelen ilk fırsatta..

Farkındayım kendimi kandırıyorum. Benim yüzümden gittin. Keşke engel olabilseydim gitmene ya da gittikten sonra kaybolmana. Özür dilerim dişim, kırılan dişim, benim herşeyim..